Sen Kimsin?

Ecz.Nagihan YILDIZ

 Sen Kimsin?

Hiç şüphesiz başkaları (onlar, bunlar, şunlar…) senin hakkında bilip bilmeden çok şey düşünüyor ve söylüyorlar ama sen ne onların düşündüğü ne de söylediği kişisin.Yeryüzüne sadece kendini gerçekleştirmek ve olabileceğinin en iyisi olmak için geldin.

Çoğu zaman ‘başkaları ne der?’endişesiyle kendinden, düşlerinden, sevdiklerinden ve hayattan vazgeçmiş insanların sızlanmalarını ve pişmanlıklarını dinledin. Yaptığı veya yapamadığı şeyler için başkalarının onayını almadan yaşayamayan insanlarla çevriliydi etrafın. Düşlerini ‘mış’ gibi yapmak uğruna kendinden bile kaçıran zamane insanlarının çaresizliğine ortak oldun ama bunu  kendinden bile  gizledin. Sürekli kendini kandırarak, ne olduğunu, kim olduğunu, ne yapmak istediğini bilmeden yaşadın bu kaybolmuşluğun içinde. Başka hayatların ışığına özenirken, kendi ışığının farkında olmadan kıvranıp durdun umutsuzlukla. Kendi hayatında ve başkalarının hayatında dokunduğun her şeyi açık sözlülüğün ve kendine duyduğun güvenle aydınlatmak ve yürüdüğün yolda başın dik, kimseye kötülük etmeden ama kimsenin de senin hayatını sorgulamasına izin vermeden önüne konan engellere, yasaklara, yargılara ve saldırılara boyun eğmeden yürümek, koşmak ve hatta uçmak istiyordun…Günden güne olgunlaşan ve seni olmak istediğini yere getirecek her şeyi korkusuzca kucaklayıp tüm dünyaya meydan okumaktı belki içinden geçen…

Bütün bu yazdıklarım kulağa hoş geliyor değil mi?

Yetmedi mi nicedir başkaları için yaşadığın?Ailen, arkadaşların, eşin, çocukların, sevgilin ve tüm etrafındaki insanlar seni sen olduğun için mi yoksa onlara verdiklerin için mi seviyor? Bir düşün senin içinde kaç tane ‘sen’ var? Bütün ‘sen’ olmayan ‘sen’ leri topladığında gerçek SEN ediyor mu?

Herkesi memnun etmek için kendini bir kenara atıp çırpınıp durduğun bu hayatta kimi mutlu edebildin? Haydi onları mutlu ettin diyelim, bu senin mutlu olmana yetti mi?Tüm bu vericiliğin kendinden vazgeçip hep başkalarını kendinden öne aldığına değdi mi peki?

Oysa sen evlenmek istemiyor, çocuk yapmayı hiç düşünmüyordun. Ama evlenir evlenmez baskılar başladı değil mi  etraftan? Sen çalıştığın şirkette müdür olmak değil de, bir hippi gibi yaşamak istiyordun. Bir karavanla dünyayı gezmek, doğayla iç içe bir hayatın olsun istiyordun. Her gün işe giderken saçına fön çektirip tırnaklarına oje sürmek değil, büyüttüğün tavukların altından yumurta toplayıp, sebze yetiştirmek istiyordun. Sabahın erken saatlerinde  koşa koşa işe gitmek değil, sıcacık yatağında şekerleme yapmak istiyordun. Belki hiçbir dine mensup olmak istemiyordun. Belki yaptığın seçimlerin çoğu senin seçimlerin değildi. Çünkü sen, onaylanma ihtiyacın yüzünden başkalarının gözündeki değerini kendi mutluluğundan daha çok önemsedin. Senin rızan olmadan sana dayatılan onca şeye koşulsuz boyun eğerken, bunların hangisinin senin tercihin olduğunu hiç düşündün mü?

Belki de bu sorulara cevap vermeye hazır değilsin. Ya da vereceğin cevaplardan korktuğun için hiç sormadın. Bütün sorular cevabını da içinde taşır. Onlar da seni sana anlatmak için yeterince cömert olabilirler. Yeter ki sen iste!

Şimdi ‘mış’ gibi yaptığın zamanların telafisi için aklına üşüşen tüm korkutucu soruları dürüstçe ve yeni bir bakış açısıyla cevaplama zamanı. Herkesin zamanı farklı işler ama zaman yine de herkese eşit davranmaz. Belki de ertelemek  ve’ bir gün gelecek mutlaka kendim için yaşayacağım’ demek için fazla zamanın yoktur!

Ben kendime hep şunu söylüyorum:

En iyisi mi sen,’başkaları ne der’ putuyla hayatını daraltıp kendinden uzak düşmek yerine, hayatını yeniden sorgula. Gitmek istemediğin yere ve gitmek istemediğin kişiye gitme. Bırakmak istediğini bırak. Dönmek istemiyorsan dönme. Rızan olmayan ve gönülsüzce verdiğin hiçbir şeyi verme. Ve sana gönülsüzce verilen hiçbir şeye de alıcı olma.Çok severek aldığın ama başkaları beğenmediği için giymediğin o elbiseyi giy. Zamanım yok deyip ertelediğin şeyler için zaman yarat. Herkes ve her şey için yaratıp kendine ayıramadığın o zamanın nerede gizlendiğini bul. Başkalarını memnun etmeye çalışmaktan önce, kendin başkalarından ne kadar memnunsun onu düşün.

Bazen tam cevapları bulduğunu sanırsın, bu sefer de sorular değişir. Her soru önünde yeni kapılar açar.O  yüzden hiçbir zaman bulduğun cevaplarla yetinme…

 

İnsan yaşlandıkça hayat daha bir değerli oluyor.Sürekli kendinden vererek bir yere varamayacağını ve omuzladığın onca yükü artık bırakman gerektiğini anladığında özgürleşiyorsun.Ve ‘kim ne derse desin! umurumda değil, kimseye verilecek hesabım yok. Hayat benim hayatım, isteyen istediğini düşünsün!’ demeyi başardığında; ‘başkaları ne der’ putunu parçalayıp, ‘ÖZ’üne giden yolculuğun ilk adımlarını atmış oluyorsun…