Hakkımızda Ayın Teması Projelerimiz ağlıklı Haberler EDAKTÜEL İletişim

   Günümüzde Kalp Yetmezliği

 

 

Günümüzde Kalp Yetmezliği

 

Kalp yetmezliğini çeşitli nedenlere bağlı olarak kalbin pompalama gücünde azalma, pompalanan kan miktarının azalması, vücutta sıvı birikiminin gerçekleştiği, doku seviyesinde işlevlerin azaldığı bir sendrom olarak tanımlayabiliriz. Etkilenen kalp boşluğuna göre sağ-sol veya iki taraflı kalp yetmezliği olabilir. Tedavideki gelişmeler, toplumun yaşlanması, kalp yetmezliği tablosunun giderek artmasıyla sonuçlanmıştır. Günümüzde kalp yetmezliği epidemisinin hastaneye yatış oranları sıklığı, yatış süreleri ve yatak işgal oranları açısından diğer hastalıklar ile kıyaslandığında neredeyse ilk sırayı aldığı görülmektedir. Toplum sağlığı açısından etkinlik ve maliyet yönü ile bakıldığında ulusal sağlık giderlerinde ciddi bir yükü de beraberinde getiriyor. Amerikan Kalp Cemiyeti’nin verilerine bakıldığında ABD’de beş-sekiz milyon kalp yetersizliği hastası bulunmakta, bunların yılda bir milyonu kalp yetmezliği nedeniyle hastaneye yatırılmakta bu da yaklaşık kırk milyar dolar bir maliyetle sonuçlanmaktadır. Dünyada kırk üç milyon kalp yetmezliği hastası olduğu tahmin edilmektedir. Kalp yetmezliğinin prevalansının gittikçe artması klinikteki medikal tedaviler, sık hastaneye yatışlar, resenkronizasyon ve defibrilator tedavileri, yapay kalp uygulamaları ve kalp nakillerinin giderek toplumda yaygınlaşması olarak gösterilebilir. Prevalans yanında yaşla beraber insidans da artmaktadır. Yine ABD’de cinsiyete göre insidansa baktığımızda erkeklerde 378/100.000, kadınlarda 289/100.000 yıllık kalp yetmezliği insidansı bildirilmiştir. Kalp yetmezliğinde evrelere göre yaşam beklentisi evre ilerledikçe giderek düşmektedir. Beş yıllık yaşam beklentisi evre-D’de %20 iken, evre-A’da %97 olarak beklenmektedir. Ülkemizde kalp yetmezliği prevalansına bakıldığında HAPPY çalışmasının sonuçlarına göre bir buçuk milyon kalp yetersizliği hastası olduğu tahmin edilmektedir. Epidemiyolojik çalışmalarda kalp yetmezliğine neden olan risk faktörlerine ve etiyolojik nedenlere bakıldığında koroner arter hastalıkları, hipertansiyon, şeker hastalığı, şişmanlık, kalp kapak hastalıkları, sigara kullanımı, düşük fiziksel aktivite, yüksek debili hastalıklar, kronik taşikardiler, strese bağlı (takotsubo kardiyomiyopatisi), toksik nedenler ve kemoterapi ilaçları, infiltratif hastalıkların rol oynadığını görmekteyiz. Ülkemizde yapılan HAPPY çalışmasının sonuçlarına göre kalp yetersizliğine yol açan en sık görülen risk faktörünün hipertansiyon olduğu gözlenmiştir. Tedavi prensiplerinin gelişmesi, hipertansiyon farkındalığının artması, daha fazla kontrol sağlanması giderek bu toplumsal riski azaltacaktır. 

 
Günlük pratiğimizde kalp yetmezliğinin en sık görülen belirtisi nefes darlığı olup bu da efor sırasında olan, gece gelen nefes darlığı, sırt üstü yatarken olan oturunca kaybolan ve istirahatte dahi devam eden çeşitli şekillerde karşımıza çıkabilir. Bunun dışında göğüs ağrısı, çarpıntı, iştahsızlık, bulantı, kilo kaybı veya artışı, karında şişlik, idrar miktarının azalması, tüm vücutta şişlik, güçsüzlük, beyine giden kan akımının azalmasıyla ilgili beyin fonksiyonlarının çeşitli derecelerde etkilenmesine bağlı görsel, motor ve duygusal değişiklikler şeklinde çeşitli yakınmalar olabilir. Tanıda öykü almak, fizik bakının yanında, laboratuvar tetkiklerinden elektrokardiyografi (EKG) çekmek, iki yönlü telekardiyografi, ekokardiyografik tetkik kalp yetmezliği için kandan BNP ve NT-proBNP bakılması önem taşımaktadır. Standart tanısal testlerin yanı sıra kardiyak manyetik rezonans (MR), kardiyak bilgisayarlı tomografi (BT), miyokard perfuzyon sintigrafisi (MPS), solunum fonksiyon testleri, egzersiz testi, yirmi dört saatlik ekg holteri, koroner anjiografi, endomiyokardiyal biopsi gibi ileri tetkikler tanı ve tedavinin takibi için önerilebilir. 
 
Kalp yetmezliği gelişimi dört evreye ayrılmaktadır. Tanı, tedavi ve takipte evreleme sistemi oldukça önemlidir. Evre-A’da belirti ve bulgular ile yapısal ve fonksiyonel kardiyak anormallikler yoktur. Kalp yetmezliği için risk faktörlerinin olduğu süreç ve hasta grubu tanımlanır. Bu evrede hipertansiyon, şeker hastalığı, koroner arter hastalığı, şişmanlık, sigara içimi, alkol alımı gibi faktörlerin kontrolü önerilir. Evre-B’de kalp yetmezliği için yapısal ve fonksiyonel kardiyak anormallikler bulunmaktadır ama henüz belirti ve bulgular gelişmemiştir. Bu evrede nedenlere yönelik tedavi programları uygulanır. Evre-C’de yapısal ve fonksiyonel kardiyak anormallikler ile beraber belirti ve bulgular vardır. İdrar söktürücülerin, ACE inhibitorlerinin ve Beta-blokerlerin kullanıldığı optimal tedavi programları uygulanır. Evre-D ise tedaviye dirençli hasta grubunu ve süreci tanımlamaktadır. Bu dönemde genel önlemlere ilave olarak tıbbi tedavi yetersiz kalırsa CRT denilen resenkronizasyon sağlayan üç odacıklı kalp pilleri, bunlara ilave ICD denilen kalp şok cihazı, ciddi kardiyak aritmisi olan hastalarda düşünülebilir. Sol ve/veya sağ kalp boşluğu için destek cihazları, bunlar da yeterli olmazsa endikasyon sınırları içinde kalp nakli en son tedavi seçeneği olarak sağ kalımı uzatmak ve yaşam kalitesini düzeltmek için düşünülmelidir. Kalp nakillerinde verici (donör), deneyimli merkez, takılan organın vücut tarafından reddedilmemesi önemli kriterlerdir. Kalp yetmezliği ile mücadele oldukça ciddi bir sağlık sorunudur. Kalp yetmezliği olguları sayısal olarak giderek artmakta daha sıklıkla hastaneye yatmakta, uzun süre yatak işgal etmektedirler. Bu durum yataklı tedavi kurumlarının hizmetini yavaşlatmakta, yüksek bir maliyet ve personel istihdamını beraberinde getirmektedir. Kalp yetmezliği sendromunda genel öneri ve önlemler ciddiyetle ele alınmalı ve bir disiplin içinde uygulanmalı, kliniklerde kalp yetersizliği takip ve tedavi uniteleri organize edilmeli, özellikli hemşire, personel ve bu konuda deneyimli hekim kadrosuyla, ulusal veri tabanı oluşturacak organizasyonlar ile kalp yetmezliği epidemisi ile mücadele edilmelidir. Sağlık Sosyal Yardım Bakanlığı ve yerel yönetimlerin işbirliği ile tıbbi yönden katkı sağlanamayacak son dönem kalp yetmezliği hastaları için yurt dışında örnekleri olan bakım evleri oluşturulmalıdır. Kalp yetmezliği sendromu oluşturduğu klinik kötüleşmeler nedeniyle mortalite ve morbiditenin arttığı, maliyetli bir hastalık olup mücadele hedefimiz hastaneye yatışların azaltılması ve prognozun iyileştirilmesi olmalıdır. Kalp yetmezliği olan olguların tedavisinde risk faktörlerini kontrol altında tutarak, tedavinin düzgün bir şekilde yapılmasını, hasta ve yakınlarını eğiterek ve motivasyonlarını sağlayarak, günlük kilo takibi, tuz kısıtlaması ve sıvı alımını önleyerek, klinik tabloyu bozacak ilaçları engelleyerek, bağışıklık sistemini güçlendirerek, düzenli egzersiz programları planlayarak ve mevcut depresyonu tedavi ederek bu genel önlem ve öneriler çerçevesinde başarılı olabiliriz. Günümüzde hastalığa bağlı olarak vücutta oluşan hasarlar açısından yaşam kalitesini bozan, hastaneye yatış sıklığının arttığı, yatan hastalarda yatış süresinin uzadığı, maliyeti yüksek, yalnız hastanın değil yakın çevresinin de maddi ve manevi etkilendiği kalp yetmezliği sendromunda yeni gelişen teknolojilerden ve tedavi prensiplerinden yararlanarak, psikososyal destekli bir program yaşam süresini uzatabilir.

Prof.Dr.Mustafa Akın
Kardiyoloji Uzmanı
Ege Üniversitesi Tıp Fak. Kardiyoloji Öğretim Üyesi
 
 
 

 

 Görüntüleme Sayısı:  198      Yazdır       Arşiv       Geri 

 
EDAKOM Yazılım Bilgisayar Ltd. Şti.