Hakkımızda Ayın Teması Projelerimiz ağlıklı Haberler EDAKTÜEL İletişim

   Sağlık Haberleri

 

Bağışıklık sistemini güçlendirmek için

Havaların soğumaya başlamasıyla nezle-grip salgını giderek yayılıyor. Hastalıklara karşı daha dirençli olmanın yolu ise bağışıklık sistemini güçlü tutmaktan geçiyor. Günlük hayatın koşuşturması içinde düzensiz beslenme ve uyku, hareketsiz yaşam, çevre kirliliği, hijyen kurallarına özen göstermeme, stres gibi birçok nedenden dolayı bağışıklık sistemi zayıflayabiliyor. Bu durumun önüne geçmek ise oldukça kolay. Yapılması gerekenler aslında sadece bağışıklık sistemini güçlendirmekle de kalmıyor, bedensel ve ruhsal sağlığa da iyi geliyor. İlk iş olarak uykunuzu düzenli hale getirmekle başlayabilirsiniz. Hep tavsiye edildiği gibi 7-9 saatlik ideal uyku süresi zihninizin ve bedeninizin dinlenmesini sağlıyor. Hiçbir öğünü atlamadan, fast food olmayan bir beslenme tarzı da bağışıklık sisteminini güçlendiriyor. Sıkı bir kahvaltı, ıspanak, brokoli, roka gibi yeşilin hakim olduğu diğer öğünler mutlaka gününüzün bir parçası olsun. Ayrıca antioksidan özelliğiyle bilinen C vitamini de bağışıklık sistemini güçlendirici etkisiyle biliniyor. Her gün C vitamini içeren bir besin tüketmeye özen göstermelisiniz. Su içmenin önemi burada da karşımıza çıkıyor. Vücudumuzun düzgün çalışabilmesi için suya oldukça ihtiyacı olduğunu biliyoruz. Bu nedenle gün içinde 2.5 – 3 litre su tüketmeye dikkat edin. Bağışıklık sistemi söz konusu olunca bağırsakların önemi de oldukça fazla. Her gün prebiyotik tüketmek, sindirim yolundaki bakteriler ve mantarlar arasındaki dengeyi sağlıyor. Bu da güçlü bir bağışıklık sistemi demek oluyor.

 
 
Sabahları yataktan kalkmakta zorlanıyor musunuz?
 
Büyük şehirlerin karmaşası ve gürültüsü içinde oldukça zor günler geçiriyoruz. Bütün gün çalışmak bir yana bir de trafik çilesiyle uğraşınca stres ve yorgunluk seviyemiz birkaç kat artıyor. Üstelik iş ve trafik haricinde dışarda vakit geçirmek istersek eve döndüğümüzde"sabah nasıl uyanacağım" sıkıntısı da başlıyor. Ancak bazı insanlar için durum bundan daha farklı olabiliyor. Akşam çok erken bir saatte uyuduğu halde sabah yataktan çıkmak büyük bir işkenceye dönüşüyor bazıları için. Hep duyduğumuz bir söz geliyor burada aklımıza, "güne nasıl başlarsan öyle devam eder." Güzel bir gün geçirmek, güzel uyanmak ve güne iyi başlamaktan geçiyorsa o halde sabahlarımızı güzelleştirmekte fayda var. Bunun için ilk yapılacak şey neredeyse herkesin alışkanlığı olan alarm erteleme durumundan vazgeçmek. "5 dakika daha" çok tatlı gelse de bu durum uyku döngüsüne tekrar sokuyor ve 5 dakika daha uyumak dinlenerek uyanmak için maalesef yeterli olmuyor. Alarm çaldığı anda ertelemeden yataktan kalkarsanız daha dinç bir şekilde güne başlayabilirsiniz. Ayrıca uyandığınız an yataktan çıkmak da çok önemli bir nokta. Yatak keyfi yapmayı çok sevsek de bu durum yataktan kalkmayı oldukça zorlaştırıyor. Sabah gözünüzü açar açmaz telefonu elinize alıp tüm sosyal medya hesaplarınızı kontrol etmeden güne başlayamıyorsanız, telefonunuzu yataktan uzak bir yere koyabilir, yataktan çıktıktan sonra hesaplarınızı kontrol edebilirsiniz. Ve tabii ki kendimize gelebilmek için kafein olmazsa olmazımız. Bir fincan kahveyle güne daha enerjik başlayabilirsiniz. Unutmadan! Bir bardak su içerek de neredeyse aynı etkiyi görmeniz mümkün. Günün en önemli öğünü tabii ki kahvaltı. Açlık hissetmediğinizi düşünüyor ve kahvaltıyı daha geç bir saate erteliyorsanız büyük bir hata yapıyorsunuz demektir. Güne daha enerjik başlamanın ideal yolu protein ağırlıklı bir kahvaltıdan geçiyor. Sabah bir şeylere vakit ayırmak oldukça zor gelse de yataktan yorgun çıkmanızı engelleyecek ve günün geri kalanını daha enerjik geçirmenizi sağlayacak en önemli nokta ise spor yapmak. Yarım saatlik egzersiz programıyla ya da açık havada yapacağınız yürüyüşle kendinizi daha iyi hissedebilirsiniz. 
 
 
 

   Potasyumun faydaları saymakla bitmiyor
Vücutta sıvı ve elektrolit dengesinin korunması için oldukça önemli bir vitamin olan potasyum, böbrekler, kalp, kas dokuları ve beyin de dahil olmak üzere birçok organın işlevi için de son derece gerekli. Kalp sağlığını destekleyen, krampları azaltıcı etkisi bulunan, yüksek tansiyonu düşüren ve felç riskini azaltan potasyuma günlük beslenmede yer açmak büyük önem taşıyor. Peki gerekli seviyede potasyum almazsak ne oluyor? Yorgunluk, kilo artışı, kalp çarpıntısı, selülit, sinirlilik, mide bulantısı ve kas krampları gibi birçok sorun ortaya çıkıyor. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ise sodyum ve potasyum dengesi. Çünkü sodyum seviyesi yükseldiğinde potasyum seviyesi düşüyor, sodyum seviyesi düştüğünde ise potasyum seviyesi yükseliyor. Günlük beslenmede potasyum ihtiyacınızı karşılayacak besinlere gelecek olursak... Antioksidan etkisiyle bal kabağı önemli bir potasyum kaynağı. Bu etki aynı zamanda birçok kanser türüyle mücadeleye yardımcı olarak da biliniyor. Bal kabağı gibi kanserle mücadele eden bir besin olarak da karşımıza çıkan ıspanak da zengin bir potasyum kaynağı. Beyaz patatese göre daha besleyici olduğunu bildiğimiz tatlı patates de içeriğindeki beta-karoten, C ve B6 vitaminleri yönünden zengin olmasının yanı sıra iyi bir potasyum kaynağı. Kuru meyveler burada da karşımıza çıkıyor. Kilo verme konusunda da yardımcı olan kuru kayısı potasyum ihtiyacınızı karşılayacak besinlerden. 
 
 
 
 
Migreni tetikleyen besinler
 
 
  
 
 
Genellikle ataklar şeklinde ortaya çıkan ve şiddetli baş ağrılarıyla kendini gösteren migren, birkaç saatten üç güne kadar devam eden nörolojik bir rahatsızlık olarak biliniyor. Migren atakları ile ışığa ve gürültüye karşı hassasiyet, bulantı, kusma gibi şikayetler de ortaya çıkıyor. Migrenin tetikleyicisi olarak stres ve duygu değişimleri gibi psikolojik nedenlerin yanı sıra beslenme de büyük bir etkiye sahip. Özellikle çikolata, kafeinli içecekler, konserveler, sucuk, salam, sosis gibi şarküteri ürünleri, turunçgiller, kabuklu deniz ürünleri ve füme balıklar gibi bazı besinler migren ataklarını tetikliyor. Migren ataklarını azaltmak için bazı küçük önerilerimiz olacak. Migreni tetikleyen besinleri deneyerek sizin için hangilerinin zararlı olduğunu bulun ve bu besinler dışında nelerin size iyi gelmediğini de mutlaka not ederek buna uygun bir beslenme programı geliştirin. Günlük beslenmenizde vücudunuzun magnezyum ve B vitamini ihtiyacını karşıladığınızdan mutlaka emin olun. Stresten uzak durmak migren ataklarını azaltacak en etkili yol olsa da bunun pek mümkün olmadığı bir gerçek. Yürüyüş, yoga, yüzme başta olmak üzere hayatınızda spora daha fazla yer açmanız da size iyi gelecek. 
 Görüntüleme Sayısı:  261      Yazdır       Arşiv       Geri 

 
EDAKOM Yazılım Bilgisayar Ltd. Şti.