Hakkımızda Ayın Teması Projelerimiz ağlıklı Haberler EDAKTÜEL İletişim

   En Gizemli Organımız: BEYİN

 

En Gizemli Organımız:BEYİN

 

 Hala bilinmeyenlerle dolu bir organ beyin. Sırları ve sınırları tam olarak çözülmeyen beyin, dışarıdan ve içeriden gelen değişimlere vücudun uyumunu sağlıyor. Beyin söz konusu olduğunda söyleyecek elbette çok şey var. Örneğin beynimizin de diğer organlarımız gibi yaşlandığını biliyor musunuz? Bunu engellemek mümkün değil ancak geciktirmenin küçük birkaç yolu var. Bunlardan biri de antioksidan zengini beslenme tarzı. Hepimiz sağlıklı bir beynin, güçlü bir hafızanın hayalini kurarız. Bunun için yapılacak şeyler ise oldukça basit. Sağlıklı beslenme, spor ve düzenli uyku...

 

  Can KAYACILAR/Nano Biyo Teknoloji Genel Müdürü

  Büyüklerimiz “sağlam kafa sağlam vücutta bulunur” diye boşuna dememiş. Hep şikayetçi olduğumuz unutkanlık konusu için de uzmanlar bu durumun doğal bir mekanizma olduğunu ve gün içinde gördüğümüz, işittiğimiz her şeyi beynin kaydetmesinin yaşamı kötü etkileyeceğini söylüyor. Nanoyaşam Nanobiyoteknoloji'den Can Kayacılar beyin konusunda sorularımız yanıtladı. 

 
İnsan beyni yaşlanır mı?
Vücudumuzun tüm organları gibi beynimizde yaşlanıyor. Fakat bu yaşlanma sürecinin sağlıklı bir şekilde geçirmek gerekiyor. Sağlıklı yaşlanmanın temelinde de yine sağlıklı beslenme, günlük spor alışkanlığı ve güçlü sosyal ilişkilere sahip olmak yatıyor. Eğer bu üç alanda da kendimizi doğru konumlandırıp yapmamız gerekenleri doğru bir şekilde uygularsak sağlıklı yaşlanabiliriz. Yaşlanmanın engellenmesinden değil de geciktirilmesinden bahsetmek elbette mümkün. Yaşlanmanın geciktirilmesinde ve beyin sağlığının ilerleyen yaşlarda bile korunmasının sağlanmasında antioksidan zengini beslenme olmazsa olmazlar arasında. Gelişmiş ülkelerde uygulanan Fonksiyonel Gıda Programları yaşlanmanın geciktirilmesinde ve sağlıklı yaşlanmada oldukça etkili. “Fonksiyonel gıda” terimi besinlerin yanı sıra sağlığa bir fayda sağlayan gıdaları tanımlar. Diğer bir tanımla vücudun temel besin ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde insan fizyolojisi ve metabolik fonksiyonları üzerinde ilave faydalar sağlayan, böylelikle hastalıklardan korunmada ve daha sağlıklı bir yaşama ulaşmada etkinlik gösteren gıdalar veya gıda bileşenleridir. Fonksiyonel gıdalar besleyici etkilerinin yanı sıra bir ya da daha fazla etkili bileşene bağlı olarak sağlığı koruyucu, düzeltici ve/veya hastalık riskini azaltıcı etkiye sahip olup bu etkileri bilimsel ve klinik olarak ispatlanmış gıdalar fonksiyonel gıda olarak tanımlanır. Fonksiyonel gıdaların beslenmemizde yeterince yer alması başta kanser, kalp hastalıkları, obezite, alzheimer ve tip 2 diyabet olmak üzere kronik hastalıkların riskini azaltması yönünden çok önemlidir. Fonksiyonel gıdaların ortak özellikleri, içerdikleri besin bileşenlerinin sağlık üzerinde olumlu etki göstermesi, doğal olmaları, diyetin bir parçası olarak kontrolsüz tüketimde güvenli olmalarıdır. Bu konu gıda biliminde hızla gelişen bir alandır. Ülkemizde de böyle gıdalar geliştirilmeye başlandı. Özellikle zeytinyağını farklı sağlık bileşenlerince zenginleştiren teknoloji firmaları ükemizde bulunuyor.
 
Örneğin fazla kilonun beyni erken yaşlandırdığı söyleniyor. Doğru bir bilgi mi?
Fazla kilonun beyni erken yaşlandırdığı, kognitif yani algısal fonksiyonları bozduğu, hafıza problemleri yarattığı yapılan yüzlerce çalışma ile ortaya konmuştur. Hatta sınav başarılarında bile fazla kilonun olumsuz yönde bir etkisi olduğu, fazla kilolu öğrencilerin diğer öğrencilere göre daha düşük başarı sergilediğini açıkça ortaya koyan bilimsel çalışmalar var.
 
Beslenmenin dışında uyku konusu da var Sağlıklı bir beyin için ne kadar uyumalıyız?
Sağlıklı bir beyin için önerilen uyuma süresi günlük sekiz saat olarak belirtiliyor birçok kaynakta. Fakat bu ortalama bir değer. Ortalama değere uyan insanlar da var, ortalamanın çok azıyla yetinenler ya da çok daha fazlasına ihtiyaç duyanlar da. Bu durumu biraz da genetik faktörler belirliyor. O nedenle kendimizi iyi tanıyıp yaşamımızı ona göre konumlandırmak çok daha uygun. Örneğin az uykunun kendilerine yettiğini söyleyen insanları sekiz saat uyutmaya çalıştığınızda kişilerin verimli çalışamadığını, mutlu olamadığını görüyoruz. O nedenle bizim için ideal olan uykuyu kendimizin belirlemesi en doğru olanı.
 
“Deneyimler sonucu öğrendiğimiz bilgilerin unutulmaması için öncelikli olarak beslenmemize oldukça özen göstermemiz ve düzenli spor yapma alışkanlığımızın olması gerekiyor.”
 
Önceden öğrendiğimiz şeyleri unutabiliyor ya da hatırlamakta zorlanabiliyoruz. Bildiklerimizi unutmamak için neler yapabiliriz? Hafızamızı nasıl güçlendirebiliriz?
Unutmak aslında beynimizin işleyişinde olması gereken ve oldukça doğal bir mekanizma. Gün boyunca beş duyu organımız tarafından yüz binlerce farklı bilgi beynimize iletiliyor ve beynimiz bu bilgileri işleyerek değerlendiriyor. Bildiklerimiz, farkında olduklarımızın çok daha ötesinde. Tüm bu bilgilerin unutulmaması, yaşamımızı oldukça kötü yönde etkilerdi. Düşünsenize gün boyunca gördüğünüz, duyduğunuz, kokladığınız hiçbir şeyi unutmadığınızı. Aslında “hafıza” dediğimiz şey de günlük deneyimlerimizden yola çıkarak beynimizin öğrenme mekanizmalarının bilinçli olarak tetiklendiği olguları kastediyoruz. Deneyimler sonucu öğrendiğimiz bilgilerin unutulmaması için öncelikli olarak beslenmemize oldukça özen göstermemiz ve düzenli spor yapma alışkanlığımızın olması gerekiyor. Yani sağlıklı bir bedene sahip olmamız gerekiyor. Eğer sağlıklı bir bedene sahip olabilirsek, o zaman hafızamızın da güçlendiğini, bildiklerimizi çok daha rahat hatırlayabildiğimizi, daha kolay iletişim kurabildiğimizi farkedeceğiz. Hafızamızın güçlenmemesinde yatan en temel problemlerden biri de stres yükü fazla yaşamlara sahip olmamız. Çünkü günlük yaşamın telaşı, yapmamız gereken işlerin fazlalığı ve bu işleri kısa sürede bitirebilme kaygısı, stresimizi arttıran, hafızamızı da zayıflatan temel olgulardan biri. Buna ek olarak sosyal yaşamımızda yaşadığımız problemler, insan ilişkilerinin huzura, hoş görüye, saygıya dayanıyor olmaması da doğrudan hafızamızı olumsuz yönde etkileyebilecek faktörlerden. Özetle söylemek gerekirse yaşamımızda sağlıklı beslenme, güçlü sosyal ilişkiler ve düzenli spor alışkanlığı olduğu sürece oldukça güçlü bir hafızaya da sahip olmamız mümkün.
 
 
Beyin yıkamanın ne demek olduğunu bize anlatır mısınız?
Beyin yıkama kavramı aslında yaşamında koşullanmış, çevresel değişkenleri sorgulamayan, özellikle sadece sahip olduğu bilgi ile yaşamın sürdürülmesi anlamına gelebilecek bir kavram. Beyin yıkama genellikle yoğun stres altında yaşamını sürdürmeye çalışan insanların yaşadığı ve belli bir amaca kanalize olarak, yaşamın devamının sağlanmasına yardım eden bir kısıtlı düşünce sistemidir.
 
İnsan beyni ve hayvan beyni arasında ne gibi farklılıklar var?
İnsan beyni ile bize yakın diğer canlıların beyinleri arasındaki en belirgin fark Frontal Korteks dediğimiz, beynimizin ön kısmında yer alan lobtaki farklılıktır. Frontal korteks özellikle geleceği planlama, var olan bilgilerin yorumlanması, gelecek öngörüleri gibi üst bilişsel fonksiyonlarımızın yürütülmesinde oldukça etkilidir. Karar verme, düşünme gibi faaliyetlerin tamamı da yine frontal korteksin bilgisi dahilinde gerçekleştirilir. Diğer canlılarla aramızdaki en belirgin farklardan biri de bizim bu yapı sayesinde geleceği kurgulamamız ve gelecek öngörülerinde bulunmamızdır.
 
Beyin yanılmalarından bahsedecek olursak...
Yanılmalar aslında bilinçsiz olarak gündelik yaşam boyunca beş duyu organı tarafından kaydettiğimiz bilgilerimizin yeniden hatırlanmasıyla ilgilidir. Yanılmalar özellikle beynin görsel işleme merkezlerinin bizi yanıltmasıyla ortaya çıkar. Görme aslında retinamızın herhangi bir nesneye odaklanması ile başlayan ve geçmiş deneyimlerimizden yola çıkarak nesnenin “algılanmasını” sağlayan uzun bir bilişsel süreçtir. Bu süreçte bazı görsel bileşenler geçmiş deneyimlerimize benzediğinde, beynimiz var olan gerçekliği algılamayıp geçmiş deneyimlerden elde ettiği görsel bilgiyi sanki gerçekmişçesine bilincimize sunar. Böylece biz gerçeği algılayamayıp yanılırız.
 
Beyin yaşı hakkında bilgi verir misiniz?
Vücudumuzun bir çok hücresi bölünerek çoğalır. Vücudumuzda bölünmeden, sadece farklı beyin bölgelerinde doğup farklı beyin bölgelerine göç ederek gelişen ve belirli yerlerde fonksiyonunu sürdüren, özelleşen hücrelerimiz ise sadece beyin hücrelerimiz yani nöronlarımızdır. Nöronlarımız, vücudumuzun diğer hücrelerinden farklı olarak bölünmezler. Beynimizin bazı bölgelerinde üretilirler ve farklı beyin bölgelerine göç ederler. Her gün binlerce yeni nöron beynimizde doğar. Fakat doğan bu yeni nöral hücrelerin kaderi, bizim beynimizi kullanıp kullanmadığımızla doğrudan orantılıdır. Bu nedenle beyin gelişiminde ve sağlığının korunmasında uzmanlar sürekli olarak her gün yaptıklarınızı yapmayın, evinize başka yollardan gidin, yeni şeyler araştırın, öğrenin, hobileriniz olsun gibi yaşamı çeşitlendirecek ve renklendirecek önerilerde bulunurlar. Çünkü eğer farklı aktiviteler sergiler, beynimizi sürekli aktif tutarsak nöronlarımız da o denli genç kalırlar.
 
 
 
 
 
 
 
 Görüntüleme Sayısı:  398      Yazdır       Arşiv       Geri 

 
EDAKOM Yazılım Bilgisayar Ltd. Şti.