Hakkımızda Ayın Teması Projelerimiz ağlıklı Haberler EDAKTÜEL İletişim

   Söz Uçar, Yazı Kalır...

 Söz Uçar, Yazı Kalır...

                                    Eczacı Nagihan YILDIZ              

 


Eğer yazmak için gerçekten ‘ilham’ gelmesi gerekseydi; yüzlerce sayfalık romanlar, felsefe, bilim ve birçok alanda yazılmış eserlerin ortaya çıkması için insan ömrü yeterli olmayabilirdi. Bana göre ilham denen şey; insanın yüreğinden geçenleri aklının süzgecinden eleyip, kelimelerin ve kavramların gücüyle, bir kurgu çerçevesinde veya olduğu gibi ortaya çıkarmasıdır.

Duygu ve düşüncelerimizi, birikimlerimizi paylaşmak istediğimizde ‘ilham geldi’ dememiz belki de bundan dolayıdır. 'İlham’ geldi ve o ‘ilham’ gitmeden hemen kağıt kaleme sarılır veya bugünün teknolojisinin vazgeçilmezi olan bilgisayarın başına otururuz. Bu yüzden ‘yazma’ eyleminin kimsenin tekelinde olmadığını ve içimizin dışına çıkması için iyi bir araç olduğunu düşünüyorum. Belki herkesin yazdıkları bir şaheser olmayabilir. Kendisi hariç kimse tarafından okunmamış ya da okunmayacak da olabilir. Ama en yalın haliyle yazmak; bir nevi iç dökme, iç sesini dışa vurma,  kendinle yüzleşme, hayatın sıradanlık içinde tükenmeye yüz tuttuğu bu dünyaya bir başkaldırı ve iz bırakmadır…
Başlangıçta ben de yazı yazmak için ilham gelmesini beklerdim. Ama yazma eylemi ne kadar çok yapılırsa, o oranda gelişen ve güzelleşen bir eylem. Bazen evde yalnız olduğumda atmaya kıyamadığım lise ve üniversite defterlerimi, kitaplarımı, biriktirdiğim dergileri, tuttuğum günlükleri karıştırırım. Her seferinde onların içinden beni gülümseten ve o günlere götüren şiirler, denemeler, küçük notlar çıkar. Onları okurken yeniden o günlere dönerim. O zaman yazdıklarımla şimdi yazdıklarımı kıyaslarken, bu süre içinde kendimdeki gelişmeyi ve benim için nelerin değiştiğini ya da değişmediğini görmek hoşuma gider. Bir şair ya da yazar değilim. Bu alanlarda yayınlanmış bir kitabım yok. Bugüne kadar bir yazımın herhangi bir yerde ödül almışlığı da yok. Ama biliyorum ki, bu  hiç  olmayacağı anlamına gelmiyor. Sadece benim yazmama engel oluşturmuyor. Çünkü yıllarca  okumaya ve yazmaya gönül vermiş ve hayallerinin peşinden gitmeyi seven biriyim. Biliyorum ki bir gün bir kitapçının vitrinini süsleyen bana ait bir kitaba imza atmak ve benden geriye bir şeyler bırakmak hep hayallerimi süsleyecek ve bu hayal beni mutlu edecek. Tabi yazmaya devam etmekte…
İşte bu yüzden bir daha diyorum ki; yazmak kimsenin tekelinde değil. İnsan ne kadar çok okur, ne kadar çok hayal kurar, hayata ne kadar geniş bir pencereden bakar ve ne kadar çok yazarsa; kelime dağarcığı da o kadar genişler ve yazma becerisi de o oranda gelişir. "Benim yazdıklarımdan ne olur ki? hepsi deli saçması şeyler’ demeden, kendinize, kaleminize ve içinizden dışarı çıkmak isteyen duygu ve düşüncelere ket vurmayın yeter...
Benim hayatımın en zor dönemlerini atlatmama yardımcı olan şeyler okumak ve yazmaktır. Kendimi yalnız hissettiğimde, derdimi anlatmak için çalacak bir kapı bulamadığımda, aşık olduğumda, çok sevdiğim birini kaybettiğinde, anne olacağımı öğrendiğimde, üzgünken, mutluyken her zaman ve her durumda yazmak, yeni manzaralara açılan pencereler gibi insanı yeniler ve tazeler… O anların, duygu ve düşüncelerin ölümsüzleşmesini sağlar. Bu yüzden diyorum ki; yazmak için mutlaka yazar ya da şair olmak gerekmiyor. Kendinizi yazın. Olduğunuz gibi, biriyle konuşuyormuş gibi, birine mektup yazıyormuş gibi, biriyle dertleşiyormuş gibi. Kaleminiz ve kağıdınız sizin en iyi dert ortağınızmış gibi… Yazın…
İçtenlik ve samimiyetiniz silahınız olsun. Yüreğinizden dökülen her kelime, her dize, her hikaye, her roman, her anlatı, her kurmaca sizi hiçliğin çukurundan çıkarıp hayata ve geleceğe kök salmanızı, dal budak verip çiçek açmanızı ve günü geldiğinde gölgesinde serinleyeceğiniz, türlü türlü meyvelerini yiyeceğiniz bir ağaç gibi gür ve bereketli olmanızı sağlayacaktır.

 



Sanırım alıntıladığım şu birkaç güzel söz de söylediklerimi gayet güzel pekiştiriyor.


‘Yazmak güzel şey;hem kendine,hem bir karanlığa konuşmak gibi iki zevki birleştiriyor.
Cesare Pavese


‘İnsan her şeyden önce kendisi için yazmalıdır.İyi yazmanın biricik yolu budur.’
Gustauve Flaubert


‘İnsan içinde bir yabancıyı barındırır.Yazmak, işte o yabancıya ulaşmaktır.’
Marguerıte Duros

YAZIN Kİ İÇİNİZ DIŞINIZA ÇIKSIN...YAZIN Kİ İÇİNİZDEKİ YABANCIYI TANIYIN…YAZIN,ÇÜNKÜ SÖZ UÇAR YAZI KALIR…

 

 

 Görüntüleme Sayısı:  39      Yazdır       Arşiv       Geri 

 
EDAKOM Yazılım Bilgisayar Ltd. Şti.