Hakkımızda Ayın Teması Projelerimiz ağlıklı Haberler EDAKTÜEL İletişim

   Kalın Barsak Kanserleri

 

 

 Makattan kanama bugün herkesin aklına öncelikle kalın barsak kanserlerini getirmektedir. Aslında aktif ve taze kanamalarda kalın barsak kanserleri bu belirtileri gösteren hastalıklar içinde 4. sırada olmasına karşın adı ve hasta hayatına yüklediği risk nedeniyle öncelikli olarak akla gelmektedir. Buna karşın, makattan kanamaların hemoroid veya basur denilerek üzerinde durulmaması da büyük hatadır. Dolayısıyla makattan kanamalar ne basur ve benzeri isimlerle geçiştirilmeli ne de kanser oldum ön yargısı ile hareket edilmelidir. Doğru olan makattan kanama görüldüğünde kanama nedeninin bir doktor tarafından tanınmasıdır. Kanamalarda ilk sırada hemoroidler neden olarak bilinse de kanser riskini ortadan kaldırmak gerekmektedir. Bunun için ne gibi muayene ve tetkik yaptırmalıyız konusuna geçmeden önce hastalık ile ilgili bilgi verelim.

 

Kalın barsak ve kalın barsağın son kısmı olan rektumdan kaynaklanan kanserlere kolorektal kanserler denilir. Bugün kolorektal kanser nedeniyle dünyada her yıl 650000 kişinin öldüğü bilinmektedir. Ülkemizde, yapılan araştırmalarda kanserlerin görülme sıklığı sıralamasında kalın barsak kanserleri daima ilk üç sıra içinde yer almaktadır. Görülme sıklığı kadın ve erkeklerde aynıdır. Bu kanserlerin en önemli belirtisi makattan taze, parlak kırmızı şeklinde veya daha koyu renkte olan kanlı dışkılamadır. Kanama nedeninin başka bir hastalık olması yüksek ihtimal olabilir ama bu konuda kararı doktor vermelidir. Bunun dışında dışkılamada alışılagelmiş düzende değişiklikler önemlidir. Bu kabızlık veya ishal şeklinde görülebilir. Rektum dediğimiz makata yakın bölgenin kanserlerinde dışkıda incelme, devamlı dışkılama hissi, tuvalet sonrası rahatlayamama gibi belirtiler olabilir. Bu belirtiler önemlidir, çünkü rektum bölgesi kanserleri kalın barsak kanserleri içinde % 50 oranında görülmektedir. Karın ağrısı, kısa sürede hızlı kilo kaybı, kansızlık bu kanserler için sayılacak diğer belirtilerdir. 50 yaşın üzerinde açıklanamayan kansızlık durumunda sindirim sistemine yönelik araştırma yapılması tartışmasız kuraldır.
 
Bu ve benzeri şikayetlerle gelen hastalara, önce makattan muayene yapılmalıdır. Ardından öncelikli tercih kolonoskopi olmalıdır. Kolonoskopi belirli merkezlerde kısmen uyutularak ve büyük bir konforla yapılabilmektedir. Kolonoskopinin hastanın öz geçmişi, kalın barsağındaki polip ve benzeri durumlar ve ailesel, çevresel etkiler göz önüne alınarak hangi aralıklarla tekrarlanacağı doktorun görüşüne bırakılmalıdır. Bunun dışında kalın barsak filmleri günümüzde 3 boyutlu çekilebilmektedir. Bu nedenle oldukça güvenilir sonuçlar vermektedir. Önemli eksiği biopsi yapılamamasıdır. Ayrıca karın tomografileri de çekilebilir, ancak bu diğerlerinden sonra düşünülebilen bir tanı yöntemi olmalıdır. Genel tarama içinde dışkıda gizli kanın aranması önemlidir.
 
 
Kolon kanserinin nedeni konusunda farklı düşünce ve makaleler vardır. Kesin bir neden diğer kanserlerde olduğu gibi kalın barsak kanserlerinde de yoktur. Ancak bazı risk faktörlerinin kalın barsak kanserine yakalanma oranını arttırdığı bir gerçektir. Bunların başında yaş gelir. 50 yaşın üzerinde kalın barsak kanseri görülme sıklığı artmaktadır. Genetik kalın barsak kanserleri, kalın barsak kanserleri içinde %20lik bir bölümü içine alır. Bu kanserlerin %80’i genetik değildir. Ayrıca kalın barsakta kansere yatkınlık gösteren poliplerin varlığı, kadınlarda geçirilmiş meme, yumurtalık ve rahim kanserleri,ülseratif kolit ve Crohn Hastalığı diye adlandırdığımız bazı inflamatuar barsak hastalıklarının 10 yılın üzerinde devamı kanser riskini yükseltmektedir. Çevresel faktörler olarak düşük lifli gıda tüketmek, hayvansal yağları yüksek miktarda tüketmek, alkol, şişmanlık, sedenter yaşam ve sigara kalın barsak kanser riskini yükselten önemli etkenlerdir.
Kalın barsak kanserlerinde öncelikli tedavi cerrahidir. Cerrahi tedavide hastalıklı kalın barsak bölümü güvenli sınırlardan kesilerek onu besleyen kan damarları, eşlik eden ve yayılma riski taşıyan lenf bezleri, çevre yağ dokusu ile beraber çıkarılır. Artık günümüzde total mezoeksizyonu denilen cerrahi tedavi yöntemi kullanılmaktadır. Bu yöntem sayesinde eski cerrahiye göre kanserin tekrarlama oranı yarı yarıya azalır. İşte bu oran nedeniyle kalın barsak kanserlerinde mutlaka total mezoeksizyonu tekniği kullanılmalıdır. Cerrahi tedaviye ek kemoterapi ve radyoterapi tedavileri de kullanılır. Erken tanı konulan kanserlerde tedavi oranı %80'dir. Daha geç evrelerde bu oran %60'ın altına inmektedir. Ameliyatların %5'inde kalın barsak kalıcı olarak karın duvarına bağlanmaktadır. Bu ameliyatları uygun vakalarda, kapalı yöntem dediğimiz Laparoskopik yöntemle de yapabilmekteyiz. Ameliyat sonrası kanserin yayılım durumuna göre kemoterapi tedavisi kullanılmaktadır. Amaç geride kalmış olan veya kalma riski olan kanser hücrelerinin yok edilmesidir. Kemoterapinin yan etkileri çoğunlukla geçicidir. Radyoterapi ise ameliyat öncesi veya sonrası kullanılabilinir. Kalın barsağın son 10 cm içinde yer alan kanserlerde tekrar oranını azaltmak için ameliyat öncesi radyoterapi yapılması önerilir. Gerekirse ameliyat sonrası da radyoterapi verilebilir. Bu konuda karar cerrah ile beraber onkoloji uzmanının da bulunduğu bir konsey tarafından alınmalıdır. Multidisipliner adı verilen bu yaklaşım kanser tedavilerinde başarı şansını yükseltmektedir.
 
Ameliyat sonrası hastalar 5 yıl süre ile takip edilir. Takip ilk iki yıl daha kısa aralıklarla yapılır. Ancak 5 yıldan sonra takip hastalığa yakalanmamış kişiler gibi devam etmelidir.
 
Sonuç olarak; kalın barsak kanserlerinden korunmak için:
  • Makattan kanama için mutlaka doktora başvurmalı
  • Doktor önerisi doğrultusunda kolonoskopi veya benzeri tetkikleri yaptırmalı
  • Beslenmede yüksek lifli düşük yağ oranlı sağlıklı beslenmeyi seçmeli
  • Düzenli günlük egzersizler yapmalı. Her gün 30 dakika orta hızlı yürüyüş gibi
  • Sigara ve alkol kullanmamalı
  • Aşırı kilolardan kurtulmalıyız.
  
 Görüntüleme Sayısı:  193      Yazdır       Arşiv       Geri 

 
EDAKOM Yazılım Bilgisayar Ltd. Şti.