Hakkımızda Ayın Teması Projelerimiz ağlıklı Haberler EDAKTÜEL İletişim

   Selami Şimşek Eczacı Sıfatının Yanında Şairliği de Taşıyor

 
Eczacı Selami Şimşek, uzun yıllardır şiir yazıyor. Eczacı sıfatının yanında şair kimliği taşıyor. Şuana kadar 2 kitabı raflarda yerini aldı. 3’sü yolda…
 
Şairlik... Her sözün bir kese altın değerinde olduğu, harfleri dans ettirdiğiniz, kelimenin en saf haline ulaşmaya çalıştığınız bir sanat bu. Eczacılığı ise şifa dağıttığınız, ilaçların acı tadını güler yüzle, bir parça olsun hastaya unutturma sanatı diye tarif etsem hata olur mu? İkisinin arasında bir bağlantı kurmak ilk düşüncede zor gibi gözükebilir. Bunula ilgili bir soru sormak gerekirse, eczacıdan şair olur mu? Bal gibi de oluyor. Eczacı Selami Şimşek uzun yıllardır mesleğini hakkıyla yapmanın yanında şair sıfatını da taşıyor. Kelimelerle oynuyor, onları var olan anlamlarından sıyırıp bambaşka dünyalara gidecekolan bir yol haline getiriyor.  Şimşek’in şimdiye kadar 2 kitabı çıktı, 3.sünün üzerine çalışıyor. Bir tavsiyesi de var, “Hangi meslekten olursan ol bir müzik aleti çalmak ya da resim yapmak kime yük getirir. İnsanın hayatı genişler” diyor…
 
 
Kendinizi tanıtır mısınız? Selami Şimşek kimdir?
 
İnsan kendisini tanıtırken doğup büyüdüğü topraklardan, aldığı kültürden, eğitimden ve hayattaki duruşundan da söz etmelidir. Oralardan alıp getirdiği yaşama kattığı güzel değerler olabilir. İçgüdüleri bir tarafa bırakacak olursak, insan; içinde bulunduğu ortamla şekillenir. Zaman içinde ilerledikçe, yelpaze gibi açılır yada aldığı değerlere bağlı kalarak sabitlenir. Toplum dediğimiz sosyolojik kavram da bu ikisinin toplamıdır. Ben; 1950 yılında Saraç Köyü’nde doğmuşum. Köyümüz Sivas’ın Şarkışla İlçesine bağlıdır. Kızılırmak, arazilerimizin içinden geçer. Kış mevsimi kar altında, yazları bağların, bahçelerin yeşillendiği step iklime sahip bir köy. Yaz geceleri Hubble’ın teleskopu gibi gözlerimiz gökyüzünü tarar, yıldız sayardık. Komşumuzdu Samanyolu! Elektrik yok daha. Güz mevsimi kırık buzlu cam gibi olurdu ellerimiz. Bilinmezdi böyle E vitaminli dexpanthenollü kremler. Kaymak tutmuş sütün yüzünü de okuyan çocuklara verirlerdi. Her doğan gün bir umuttu, gözlerinizle görebilirdiniz bunu. Bir sabah bakarsınızki kayısılar, domatesler kızarmış, iğdeler çiçek açmış ve bir civciv uçmuştur yuvasından. İlkokulu köyümde bitirdim. Gazi Üniversitesi Eczacılıktan sonra kamu ve özel sektörde çalıştım. Şimdi Konak/İzmir’de serbest eczacılık yapmaktayım. Hayatı; soran, sorgulayan, emekten yana olan biriyim.
 
Siz aynı zamanda şairsiniz. Kitaplarınız var. Yazma fikri nasıl oluştu?
Şiir yazma isteği çocukluk ve gençlik dönemlerimde vardı. Ancak meslek edinme ve hayata tutunma önceliği bu isteği öteledi. Böyle bir zorunluluk olmasaydı belki yıllar önce başlardım şiir yazmaya. Şiir ki; tüm edebiyat türlerinin süzülmüş en kristal halidir. Bazen bir dize üstüne sayfalarca yazı yazarsın.
Şiir estetik bağlamda bir yaratma işidir. Sanatta tutku her şeyden önce gelir, tüm zamanlar ona verilir. Yazdığım şiirler beğenilince bunları paylaşmanın doğru olduğunu düşündüm. Arkadaşlarımda bu konuda destek verdi. “ Son Gözyaşı “ ve “ Atlara Sürme Çekin “ den sonra üçüncü kitabımı hazırlamak için çalışıyorum.
 
 
Uzun süredir yazıyorsunuz. Şiir yazma uğraşı çevrenizden nasıl tepkiler alıyor?
 
Az önce belirttiğim gibi duygu ve düşüncelerimin şiirlerime yansıması insanlarda olumlu etkiler bırakıyor. Bu; beni daha sorumlu daha estetik ürünler vermeye zorluyor. Her şeyde olduğu gibi beğeni bir ödüldür.
 
“Her uygar insan gibi şair de sorumludur açlıktan, haksızlıktan, kirlenen sudan ve gülümsemeden”
 
 
Şiirler, kısacası yazmak düşüncesi sizin için ne ifade ediyor? Hayatınızda nasıl bir yeri var, yaşamınıza neler katıyor?
 
Her insanın sıradan aldığı eğitim yanında bir de yaratma gücü vardır. Bilgi, sezgi, hayal ve gözlemlerini bir senteze dönüştürürse yeni, estetik, bilimsel değerler çıkar ortaya. Bu düşünce insanı özgür kılar ve farkında olur nasıl yaşadığının. Başarmanın mutluluğunu yaşar. Şu sonsuzluk içinde, bu gezegende ne çok şey var yaratılmayı bekleyen. Unutmayalım ki insanın duygu ve düşünceleri de sonsuzdur. Yaşadığımız gezegeni ve her şeyi güzelleştirmek yaşama hakkı kadar görevimizde.
Her uygar insan gibi şair de sorumludur açlıktan, haksızlıktan, kirlenen sudan ve gülümsemeden. Ayrıca şiir herkesten önce varır özneye, şairdir onu yaratan. Bu yüzden yönetimler tarafından pek sevilmezler. İnsanın insan kalması için şiir ya da şiirin duygusu canlı kalmalıdır. Gün gelirde son nesil robotlar egemen olursa bize, insan kalmaz ortada. Gittikçe mekanik bir ortama dönüşen bu dünyayı ancak sanatla, sevgiyle dengeleyebiliriz. Bu arada bir şiirimi sunuyorum okurlara.
 
 
SAÇAK YANGINLARI
 
 
Herkes bir şey yakar kış geceleri
Ben hayallerimi
Yıldızlara ip gerip sallanırım gökyüzünde
Işık atlarım olur gidenlere yetişen
Yeni sesler perdesinde gitarımın
 
Olurda düşersem bir gün
Bir ceylanın gözüne gömün beni
İstemem, ne türbe ne mezar
Deliksiz uyurum güvercinin kanat altında
Yeter ki kapıyı çalmasın üşüyen rüzgâr
 
Açlığın ağırlığı batırdı o gemiyi
Suları aç gözlüler
Yosun kokusu yok bir daha
Yok bir daha size albatros
Böyle söyler
Kütük kayıtlarının tutulduğu büyük mermer
 
 
 
“Bu uğraş; günün yorgunluğunu alır, beynimizin ve algılarımızın gelişmesini sağlar. Daha güçlü, sosyal anlamda daha zengin insan oluruz”
 
 
Şair kimliğinizle eczacılığı nasıl bir arada götürüyorsunuz? Mesela şairlikle eczacılık mesleğini bağdaştırmak mümkün mü?
 
Her meslek sanatın bir dalı ile bağdaşabilir. Olması gereken de bu. Bu uğraş; günün yorgunluğunu alır, beynimizin ve algılarımızın gelişmesini sağlar. Daha güçlü, sosyal anlamda daha zengin insan oluruz. Elbette iki iş aynı zaman ve aynı yoğunlukta yapılamaz. Birisinin önceliği olmalı. Ben gün içinde sadece mesleğimi düşünürüm unuturum her şeyi.
 
 
Sizin gibi yetenekleri ya da hobileri olup vakit ayırmayan ya da ayıramayan meslek taşlarınıza bir şeyler söylemek ister misiniz?
 
Yetenek doğuştan gelen bir özellik olduğu gibi geliştirilen bir kazanım da olabilir. Meslek olgusunu bir kenara bırakırsak verimsiz geçen zamanı rasyonelliğe çevirmiş oluruz. Yaşanılan hayata bir eklemedir bu. Hangi meslekten olursan ol bir müzik aleti çalmak ya da resim yapmak kime yük getirir. İnsanın hayatı genişler, çocuklara örnek oluruz. Onların içindeki yetenekler, iklimini bulan tohumlar gibi erken çatlar ve kayıpsız bir zaman yaşarlar. Sosyal zenginlikler elde edilir,değişik meslek gruplarındaki insanlar hobileri sayesinde birbirleriyle tanışır, dost olur. Böyle çoğalır insan, yaşamanın farkına varır. Dilerim herkesin bir hobisi birde hobi bahçesi olsun.
 
 
Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Son olarak şunu söylemek isterim ki; Dünyada tüm yönetimler insanların duygularını kullanarak egemenliklerini sürdürüyor. Bunun bilincine varmamız gerekir. Herkes mesleğini en iyi şekilde yapsın. Doğa gibi, mesleklerde boşluk kaldırmaz.
Mumuyla saklı kalmış nice güzel yıllar dilerim herkese.
 Görüntüleme Sayısı:  60      Yazdır       Arşiv       Geri 

 
EDAKOM Yazılım Bilgisayar Ltd. Şti.