Hakkımızda Ayın Teması Projelerimiz ağlıklı Haberler EDAKTÜEL İletişim

   Ekolojik Hayat Mümkün


Organik tarım, ekolojik yaşam çiftlikleri, permakültür... Bir yandan insanlar doğal hayata dönüp köye yerleşiyor, bir yandan da organik tarıma başlayıp, toprağı-suyu kurtarmaya soyunuyor. Bunları yapamayanlar ise en azından tatil planını ekolojik yaşam çiftlikleri üzerine kuruyor. Çünkü kentler, sağlıksız gıdalar, topraktan uzak bir hayat öncelikle ruh sağlığını bozuyor. Peki, ekolojik hayatta neler oluyor? Hep beraber bakalım...

Marmariç'te permakültür deneyimi

Belki daha önce okumuşsunuzdur. İstanbul'dan ayrılan bir grup arkadaş 2003'te İzmir Bayındır'daki Dernekli Köyü'nün terk edilmiş Marmariç (Mersinli) mevkiine taşındı. Amaçları kırda ortaklaşa bir yaşam kurmaktı. 2004'te köydeki terk edilmiş okul binası, lojman ve harman yerini 49 yıllığına kiralayıp, elma ve kiraz fidanları diktiler. 2005'te Marmariç Ekolojik Yaşam Derneği'ni kurdular. İş zamanla büyüdü ve 2010'da Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü'ne kadar uzandı. Marmariç de Enstitü'nün merkezi haline geldi.

Ortak yaşam

Bugün köyde yaşayan 12 kişi, onardığı ve sıfırdan inşa ettiği evlerde oturuyor, kiralanan okul binasında ortak mutfağı kullanıyor, birlikte yemek yiyor ve köydeki işleri paylaşıyor. Zeytinlikleri, bağı, kiraz, elma ve ceviz bahçelerini birlikte işliyor, ürünleri hem kendi mutfaklarında kullanıyor, hem de dostlarıyla ve gıda topluluklarıyla paylaşıyor. Yaz aylarında ise hem Türkiye Permakültür Araştırma Enstitüsü'nün eğitimlerine ev sahipliği yapıyor hem de kendi eğitimlerini gerçekleştiriyorlar.


Permakültür: Tasarım Bilimi

Bugün Marmariç'teki pek çok arazi permakültür eğitim uygulamaları için kullanılıyor. Peki, nedir permakültür? Toprağın verimini ve yeraltı suyunu arttıracak yöntemler önermek, daha genel perspektifte sürdürülebilir doğal sistemleri taklit ederek doğaya yeniden hayat vermek. Faydalı "doğal" süreçlerin meydana gelmesini sağlamak üzere, sistem veya öğeleri için gerekli koşulları temin etmek veya bu süreçleri başlatmak, bir nevi tasarım bilimi. Murat Akhuy örnekle anlatıyor: "Örneğin doğal bir ormanda yedi katmanlı bir yapı vardır. Yer örtücüler, çalılar, küçük ağaçlar, bodur ağaçlar ve üst katman çalısı oluşturan ağaçlar... Bu yapıyı tarımsal üretime uyguluyoruz. Bunun nedeni şu: Doğal bir ormanda bakım diye bir şey yoktur, gübre kullanma ihtiyacı hissetmezseniz, budamaya ve ekstra sulamaya gerek yoktur. Permakültür buradan yola çıkıyor. Çünkü araziyi kendi haline bırakırsanız, doğa onu onarır. Önce yer örtücüler belirir, sonra çalılar, ufak ağaçlar derken orman kendini yeniler. Tarımsal üretim alanında bunu bekleyecek zaman elbette yoktur. O nedenle tarımsal alanda ufak bir tasarım ilkesi uygulanır. 'Zaman ve mekân içinde istifleme' diye bir prensip var. Birincisi; her şeyi bir anda ekmek (yerörtücü, çalı, bodur ağaç, yüksek ağaç) ve bir anda bunların yeşermesini sağlamak. İkincisi; bunu aynı mekân içinde çok yoğun olarak yapmak."


Toprak ve su nasıl sağlıklı hale getirilir?

Toprağın verimini arttırmak ana esas. Çünkü arazilerin büyük çoğunluğu verimini kaybetmiş durumda. Bunu düzeltmenin en iyi yolu da permakültür.

Permakültür sadece toprağı değil, suyu da koruması altına alıyor. Örneğin "eş yükseltide yağmur hendekleri" oluşturuluyor ki, taban suyu desteklenebilsin.

Türkiye'de permakültür de sadece Marmariç'te yapılmıyor. Kuzeyde Çamtepe ve Bayramiç'te, Erdek'te Ocaklar Köyü'nde ve Datça'da da bu yönde oluşumlar var. Hatta Permakültür Enstitüsü'nden kurs alan herkes kendi projesini geliştiriyor.

Marmariç'i ziyaret etmek isterseniz, Mayıs ve Ekim arası her ayın ilk pazar günü "Ziyaret Günü" olarak ayrılmış. Saat 12.00-17.00 arası Marmariç'i gezmek ve yapılan işler hakkında yerinde bilgi almak isteyenler ekiple iletişime geçebilir.


Bayramiç'i unutmamalı

Çanakkale Bayramiç de ekolojik hayatın önemli adreslerinden biri. Bayramiç Yeniköy gurubu, Permakültür felsefesini gözeten, yerel tohumlara sahip çıkarak doğal tarım uygulamaları yapan, öğrendiklerini, ürettiklerini paylaşan bir ekip. Bunun için Permakültür atölyeleri, Ekolojik Mimari kursları, Yoga kampları ve beslenme atölyelerine ev sahipliği yapıyorlar.

İmece Evi Doğal Yaşam ve Ekolojik Çözümler Çiftliği

Menemen Dumanlıdağ'daki Turgutlar Köyü'nde bulunan İmece Evi'nde de doğayla uyumlu kolektif bir yaşam var. Elektriklerini güneşten üretiyor, suyu kaynağından içiyor ve hazır gıda kullanmıyorlar. Saman balyaları, odun veya taşların kullanıldığı evlerde çivi, bazı alet edevat gibi temel malzemelerin dışındaki her şey ya çevreden ya da İzmir'deki bit pazarından veya hurdacılardan ikinci el olarak alınıyor.

Kapitalizmin tüketiciliğinden uzakta

Yıllar önce terk edilmiş ve eskiden Dutlar Köyü olarak bilinen Turgutlar Köyü'nün yer aldığı Dumanlıdağ'daki İmece Evi'nin amacı farklı bir toplum modelinin olabileceğini göstermek. Yani aslında "başka bir dünya mümkün" diyorlar. Burayı diğer bir çok ekolojik kamp, çiftlik veya alternatif tatil yerinden ayıran en belirgin fark ise kapitalizmin tüketiciliğinden uzakta, dayanışmanın, birlikte üretmenin, bitki, hayvan ve insanla barış içinde yaşamanın esas alınması.

Bir gün nasıl geçiyor?

İsmail Yenigün, buraya her yerden insanın geldiğini söylüyor. "İnsanların geleneksel kültürü öğrenme istekliliği bizi daha da sorumlu davranmaya ve araştırmaya itiyor. Öğrendiklerimizi hemen uygulamaya çalışıp sonuçları da ziyaretçilerimizle ve internetten tüm dünya ile paylaşıyoruz" diyor.

Peki, İmece Evi'nde bir gün nasıl geçiyor? Yenigün şöyle anlatıyor: "Yazın 06.30'da kalkılıyor. İki kişi kahvaltı, ekmek yapımına geçiyor. Diğerleri de akşamdan planlanan işleri yapıyor. Uzun bir kahvaltı, sonra sohbet. Ve planlama sonrası çalışma. Bahçe, inşaat, odun, taş veya gıda işleme, öğlen yemek ve sieasta (uyku). 18.00 gibi işbaşı. Kalan işlere devam. Akşam en geç 22.00 gibi uykumuz gelip yatıyoruz."


Bahçeye ortak ol

Burada üretilen ürünlere ulaşma şansı da var. Örneğin bahçelere ortak olabiliyor, mahsulü alabiliyorsunuz. Yenigün'ün söylediğine göre dışarıdan ilgi çok ama onlar seçici davranıyorlar. Burada belli oranlarda zeytin, zeytinyağı, peynir gibi ürünler de satışa sunuluyor. Örneğin marketlerdeki petrol ürünü parafinle yapılmış mumlar yerine parafin karıştırılmamış balmumundan mum üretiyorlar. Bir de kandil...

Ancak İmece Evi'nde günümüz ekonomi dinamiklerinin işlediğini söyleyemeyiz. Çünkü işin merkezinde mülkiyet ve para değil, paylaşım ve takas var. Yenigün, "Ekolojik yerleşimler, ekoköyler dünyada hızla yayılıyor" diyor: "Barış, demokrasi ve ekoloji kaygıları olan insanlar biraraya gelip, vakıf, kooperatif, dernek ve şirketler kurarak hem birbirine yakın yaşıyor hem de ortak ekonomiler oluşturuyorlar."

Önce gönüllü oluyorlar

İmece Evi'nde yerleşik olarak yaşayan dört yetişkin, iki çocuk var. 3-4 kişi de gönüllü oluyor. Yerleşmek isteyenler önce gönüllü olup biraz zaman geçiriyor. Sonrasını bunun ardından konuşuyorlar. "İmece Evi gibi bir komün hayatı isteyen insanlar kendilerine böyle alanlar yaratabilir mi?" diye soruyoruz Yenigün'e. "Elbette" diyor: "Çok isterlerse, sabır ve hoşgörü gösterirlerse. Arkadaşını dinlemeyi, empatiyi becerirlerse elbette mümkün."

Sadece öğrenmek isteyenler

İmece Evi'nin web sitesinde ziyaretçiler için ayrıca bir sayfa açılıp, "Gelmeden önce okuyun" diye de not düşülmüş. Orada uzun bir liste var. Yani kimler gelmeli, orada umdukları ne, bulacakları ne, hepsi yazılmış. En temel kriter ise şu: Öğrenmek isteyenler... Tez, senaryo, beste çalışması yapanlar, yoga, fotoğraf, üniversite kulüpleri, sosyal hizmetler, ilkokullar gibi. Ancak net olan birşey var. Ziyaretçilerin İmece Evi sakinlerine "ekonomik ve psikolojik yük olmaması" gerekiyor. Nasıl mı? Yenigün, şöyle açıklıyor: "Bilgi öğrenilebilen birşey. Fakat önyargılar ve kalıplarla hareket edilmesi sosyal uyumsuzluğa neden olabiliyor. Bu nedenle grubun da bize psikolojik yük olmaması için uyarıyoruz."


Doğa Okulu

Seferihisar Eski Orhanlı Köyü'ndeki Doğa Okulu da bu sistemin en önemli parçası. Burada Yavaş Tarım Okulu, Zeytanyağı Okulu, Kerpiç Okulu, Zeybek Okulu, Kopuz Okulu gibi pek çok usta-çırak kursu ve eğitimi veriliyor. Yaşamın ve öğrenmenin iç içe geçtiği, binlerce yıllık Anadolu doğa kültürünün yaşayarak keşfedildiği bir yer burası. Ancak doğa denilince sadece ağaç, toprak, nehir olarak düşünmemek gerek. Doğa Derneği Başkanı Güven Eken, "İnsanlar arasındaki ilişki de doğanın ta kendisi" diyor: "Doğanın tanımı bizim için oldukça farklı. Doğa deyince insanların aklına yeşil gelir. Bizim için doğa kahverengi, mor, siyah, beyazdır, doğanın bir rengi yoktur ya da evrende ne kadar renk görüyorsak odur. Doğanın sınırları da yok. Milli park, sit alanı değil. Aramızdaki ilişkileri korumak da doğanın kendisi."

Doğanın tanımını genişletmişler

Burada "çevre hareketi"nin konuları ile kısıtlı değiller. Çünkü Eken'in de söylediği gibi eğlenmek de, oyun da, koşmak da doğanın bir parçası. Hayatta ne varsa ilgi alanlarına giriyor. Zeybek okulu, kopuz okulu, yavaş tarım okulu, kerpiç okulu da, oyun okulu da açıyorlar. Eken, "Burası bir usta-çırak okulu" diyor: "Sınavsız, yarışmasız bir yer burası. İnsanlara bir şey öğretme derdinde değiliz, tam tersi bildiklerini unutturmaya çalışıyoruz. Zihnin de temizlenmesi önemli. Biz doğanın kendisiyiz. Doğa iyi ise biz de iyiyiz."


"Kendimizi dünyanın sahibi zannediyoruz"

Eken'e göre doğayla kurduğumuz ilişki önemli. Kendimizi dünyanın sahibi zannediyoruz ama öyle değil: "Her dört senede bir seçim yapılıyor. Seçtiğimiz insanlar kuşlar hakkında da karar veriyor. Kuşun yaşadığı yer apartman mı olacak, milli park mı, bunun yetkisini veriyoruz. Dicle Nehri akacak mı, yukarıdaki tepe dinamitle patlatılıp taş ocağı mı yapılacak, yoksa oradaki kiraz kuşları yaşamaya devam mı edecek? Başka canlı yokmuş gibi davranıyoruz. Ben aynı zamanda tıp doktoruyum; tıbbın çözebileceği bir durum değil bu. Total psikolojik bir vaka. Yalnız düşünüyoruz. Oysa ağaçlar ile nefes alıyoruz, önemsemediğimiz dereler sayesinde su içiyoruz. Her saniye bağlı olduğumuz bir sistemi zihnimiz tamamen reddetmiş durumda."

Ekolojik tatil diyenlere

Bir ekolojik yaşam köyüne yerleşmek sizin için fazlaca radikal bir karar ise en azından bu deneyimi yaşamak için böyle bir yerde tatil planlayabilisiniz. İşte birkaç öneri:

Kandıra/Kocaeli: Narköy

Kandıra'da hem bir eğitim merkezi hem de tatil mekanı olarak hizmet veren Narköy, tam bir ekolojik merkez. Narköy, "sürdürülebilir turizm merkezi ve organik tarım çiftliği" olarak biliniyor. Burada hem doğayla iç içe olmanın tadını çıkarıyor hem de örneğin organik ürünlerle yapılmış özel yemeklerin keyfini sürebiliyorsunuz. Üstelik Narköy'de aromatik bitki toplama turuna katılabilir, süt sağabilir, peynir-yoğurt yapım atölyesi ya da ekşi maya atölyesine katılabilirsiniz. Ayrıca permekültür, reçel yapımı, kompost, kerpiç atölyesi, çocuklar için sürdürülebilir yaşam kampı, roket soba atölyesi gibi kurslar ve eğitimler de var. Narköy, aynı zamanda otel olarak hizmet veriyor. Burada konuklar, oda ve çadır gibi farklı mekanları seçebiliyorlar. http://www.narkoy.com/

Çanakkale: Dedetepe Ekolojik Yaşam Çiftliği

Kaz Dağları'nın mis gibi havasını içinize çekerek geçireceğiniz doğayla iç içe bir tecrübe noktası daha. Ekolojik mimari ile tasarlanmış yapıları ve zeytinyağı üretimiyle öne çıkan Dedetepe Çiftliği, tarım gönüllülerinin katılımıyla ve çocuk atölyeleri ile zenginleşiyor. Misafir evlerinin yanı sıra yayla çadırlı kamp alanı bulunan çiftlikte yürüyüş parkurlarını kullanabilir, dağ bisikleti turlarına katılabilir, kuş-kelebek-mantar-endemik bitki gözlem noktalarını keşfedebilir ve en önemlisi zeytin ve zeytinyağı üretimini deneyimleyebilirsiniz.

http://kazdagiekoturizm.com/

Fethiye: Pastoral Vadi

Fethiye'nin Yanıklar Köyü'ndeki Pastoral Vadi, ekolojik bir konaklama merkezi. Burada Kargı Çayının yanı başında, keçi, koyun, tavuk, ördek ve at gibi çiftlik hayvanlarının da yer aldığı 42 dönüm büyüklüğündeki zengin biyolojik çeşitliliğe sahip bir arazi üzerinde, ekolojik yöntemlerle sebze ve meyve yetiştiriliyor. Ayrıca çocuklar için özel atölyeler, aile atölyeleri, sanat ve spor etkinlikleri ile tamamen doğayla uyumlu bir tatil imkanı var.

Ekolojik mimari ile yapılmış taş, ahşap ve kerpiç evler muhteşem. Akdeniz mutfağına özgü yemekler ise odun ateşinde ve tandırda, yöresel ve geleneksel yöntemlerle hazırlanıyor. Ayrıca isteyen konuklar mutfak ve bahçe çalışmalarına katılabiliyor, atölyelerde dokumayı, topraktan çanak-çömlek yapmayı, ahşap oymayı deneyebiliyor, tarhana, erişte, reçel ve turşu yapım tekniklerini öğrenebiliyor.

http://www.pastoralvadi.com/

 Görüntüleme Sayısı:  755      Yazdır       Arşiv       Geri 

 
EDAKOM Yazılım Bilgisayar Ltd. Şti.